Avrupa Avrupa duy sesimizi

Artık klasikleşen tezahüratımızı bu seferlik Avrupa mümkünse duymasın...
Duyarsa rakiplerinin iştahı daha fazla kabarabilir...
'Eleyebiliriz' fikri, rakiplerin üzerindeki "Eyvah! Yine mi Türkler?" korkusunu kırabilir!
Böyle düşünmemin nedeni belli...
Bizi temsil eden takımlarımızın kabus gibi doksan dakikalar yaşatması...
Henüz hazır değiller. Hem fikiriz...
Yüklenmeyelim. Dozunu kaçırmayalım...
Eyvallah...
Fakat rakiplerine ölçü olarak koyduğumuz tecrübe ve kalite farkı, "erken" olarak değerlendirdiğimiz dönemdeki hazırlık aşamasındaki boşluğu doldurur cinsten...
Zorlanmasını her zaman kabul edebilirim...
Zira Avrupa’da çerez kura dönemi çoktan bitti! Kolay kolay 'Vikingur' bulamazsın, ama kolaylıkla 'Vikingur' olabilirsin...
En çok zorlanan temsilcimiz F.Bahçe için gerçekleşen durum örnek verilebilir...
Yenilebilirdi de...
Kamuoyu tarafından kabul edilebilir bir mağlubiyet olmak kaydıyla!
Dişe diş bir mücadele sonucu "top bugün bizi sevmedi!" bahanesini söyleyebilmek çok önemli...
İşte denemediği zaman skor bir anda kabul edilemez oluyor...
İddia ediyorum Young Boys karşılaşması, F.Bahçe'nin Avrupa tarihinde en mahkum oynadığı maçlar arasına girmeyi başarmıştır...
Rakibinin; 38 şutu ve 12 net gol pozisyonu var...
Mucize eseri bir kurtuluş...
Maçı izlerken kendimi biranda Türk futbolunun henüz çırpınma dönemlerinde buldum...
Sönük ve turdan emin olmayan, "bitse de kurtulsak" havasında bir maç...
Tek farkın kaliteli ayaklar olduğunu atılan goller bir an olsa da benle birlikte hepimize göstermeyi başardı...
Kanımca Young Boys'da Güiza bile çok iş görür...
"Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" derler atalarımız...
Seviyorum hepsini...
Ne güzel söylemişler...
Nitekim Beşiktaş, sarı-lacivertli ezeli rakibini kıskanmış olacak ki, ilk kırk beş dakikada benzer bir teslimiyetle oynadı...
Hakan Arıkan'ın refleksleri olmasaydı skoru düşünmek dahi istemiyorum...
Schuster henüz Beşiktaş'ın test sürüşlerini gerçekleştiriyor...
Ama mutlaka dikkatli olması gerekiyor...
Yapacağı ufak bir teknik hata, telafisi olmayan sonuçlara neden olabilir...
Görüldüğü üzere sürpriz penaltı olmasaydı Beşiktaş kolay nefes alamazdı...
Dedik ya usta ayaklar olmasaydı halimiz dumandı...
Örneğin, Beşiktaş'ta bir Nobre sendromu var...
"Nobre çok mücadele ediyor. Aferin çocuğa" diyenler, Quaresma'nın preslerini ve mücadelesini görünce "doğru olan buymuş" derler mi?
Olması gereken yerde ve yaptığı şarj ile rakibini dağıtışı, sonrası malum penaltı...
Schuster Başkan ikinci yarıya 1-1'in rahatlığıyla girince, futbolcuları için daha "öğrenecekleri çok şey var diyerek", öğretmek isteklerini askıya aldı ve günü kurtarmak için hamlesini yaptı...
Hamle doğruydu da, sahadaki ilk onbirin dizilişinde Schuster'in doğrusu olduğunu asla unutmayın...
İlerleyen haftalarda göreceksiniz hepsi tek tek Schuster kimmiş öğrenecek(!) başka yolu yok...
Neyi öğrenecekler?
İştahlı oynamayı...
Rakibin ensesinde biterek nefes aldırmamayı...
Oyunu bu kadar geniş alanda oynamamayı...
Geniş alan demişken araya girerek parantezimi koyuyorum...
Beşiktaş futbolunu oyun alanının hemen hemen tamamında oynamaya çalıştı...
En büyük handikapta bu oldu...
Zaten pres yapmayan ve orta sahada eksik oynayan kartal, böylesine bir hata yapınca kaptan Horvath takımını istediği gibi oynattı...
Horvath, Allah'tan Türkiye'de herhangi bir takımda oynamıyor...
Bizimkilerin yaratıcı zekası hemen ortaya "Alex mi? Horvath mı?" tartışmasını koyardı...
Maazallah(!) "verilmiş sadakamız varmış" diyerek devam ediyorum...
Dikkat ettiyseniz Horvath, ikinci yarıda Beşiktaş orta alandaki boşluğu doldurunca istediklerini duran toplar dışında yapamadı...
Hızlı hızlı eksiklere devam edelim...
Ben hızlı diyorum ama paslar aynı hızda değildi. Schuster, tek paslar ile oyunu açmayı düşünüyor. Delgado henüz bu sorumluluğu kazanmış değil...
Ayağında topu çok geveliyor...
İsabet oranı artırır ve topla oynama süresini kısaltırsa çok faydalı olacağına adım gibi eminim, taraftarı ve babamı rahatsız eden de zaten bu...
İnşallah(!) kısa sürede farkına varacaktır!
Necip için geçen seneden itibaren başlattığım övgü dolu sözlere bir kaç satır ekliyorum...
Her zaman için bu kadroda kendine yer bulabileceğine adım kadar eminim...
Özgüven ve mücadelesinin yanına, top tekniği, aşırıya kaçmayan müdafaa sertlikleri ve oyun içindeki yaptığı boş koşularla futbol zekasını eklemeyi gayet iyi biliyor...
Tek bir pas hatası dışında kusursuz oynadı...
Ufaktan ilk onbiri zorlamanın vakti gelmişti...
Schuster Başkan görecektir ve formayı mutlaka ona teslim edecektir...
İnancım sonsuz...

Fatih Kaya / Hürriyet

  • Yorum Yaz
  • Yorumlar


Ben yorum yazdıktan sonra bu habere yorum geldiğinde beni haberdar et
(tüm alanların doldurulması zorunludur)

(Yorum sırasında aldığımız bilgilere göre her yorum kullanıcının kendisini bağlar. Yorum yapanların avatarları yazdığınız emaile göre gravatar.com dan çekilmektedir. siz de avatarınızın çıkmasını istiyorsanız, gravatar'a kayıt olun)

  • Beşiktaş Yazarları
  • 1
  • 2
  • 3

© Tüm Hakları Saklıdır 2009 MedyaBJK -test yayın-