Atilla Gökçe
18.08.2010
İnönü Stadı’na yaklaşırken büyük değişimi görebildim. İstanbul Guti olmuş yürüyordu. 14 numaralı Guti yazılı çubuklu, siyah, beyaz formalar anlaşılan o ki çok satmış... En azından pazarlama anlamında büyük bir başarı bu...
Tribünde herkes Guti...
Saha içindeki Guti sayısı ise 1...
İşte o Guti’yi çıplak gözle izledim,
Fazlasıyla sakin, ağır ve yavaş sergiledi becerilerini... İkili mücadelelere fazla iştahlı girmedi. Top sürmedi. Ama hakçası çok rahat tek top oynadı, hele Quaresma’ya attığı derin bir pas vardı ki, alkışı hak etti.
Görünüşte Quaresma daha iştahlı, daha hareketliydi. Çalımlarıyla, faul getiren driplingleriyle trivela ortalarıyla kendini yine pahalı sattı.
Oyunun tümüne gelince...
Beşiktaş savunmasını ileri çıkararak rakibini zaman zaman 40 metreye hapsetti. Ernst, Guti, Hilbert hücuma çok katkılı bir orta alan oluşturdular. Tabata, Bobo, Quaresma da hücumda sık sık pozisyona girdiler. Ne var ki Finlandiya temsilcisi, toptan da ev sahibi takımdan da daha çabuktu. O atletik yetenekleriyle hava toplarında sadece 1 kez (Hilbert’in golünde) kaybettiler. İkili sıkıştırmalarla Bobo’yu adeta boğdular. Çoğu pozisyonda da Bobo o üretken orta alanın kurduğu oyunlara, attığı toplara sağır kaldı.
Beşiktaş rakibinden elbette daha kaliteli, daha becerili bir ekipti. Ama gelin görün, fizik güç ve atletik direnişleriyle HJK’lılar işi sürekli yokuşa sürdüler.
Beşiktaş baskılı ama sıkıntılı oyunda golü Hilbert’le buldu. Orta alanın sağında görev alan, savunmada adam kaçırmamaya çalışan bir oyuncunun böyle bir pozisyonda çabucak ön direğe koşup yerini alması takdire de değer, alkışa da! Kontenjan baskısıyla Hilbert’e soğuk bakanlar, onu göndermeye hazırlananlar, sanırım dünkü performansından sonra bir kez daha düşüneceklerdir.
Guti’nin yaratıcı liderliği ikinci golü getirdi. Quaresma’yı topla buluşturduğunda açıkçası, çalım, dripling ya da akıllı bir pas bekliyorduk. Ama o, kaleye dönerken inanılmaz bir vuruş yaptı.
Bu tür goller, özellikle taktiğin, oyun ilkelerinin henüz oturmadığı, rakibin direndiği zamanlarda çok önemli... Takımın temposuz ve oturmamış halinde sorunları çözmeye yetiyor. İşte Guti ve Quaresma’nın en önemli katkısı!
Dünkü skor elbette avantajdır. Turu geçmeleri için orada da bir gol atmaları gerekir. Ve kuşkunuz olmasın, bu takım gereğini yerine getirir!
Robinho rüzgârı
Beşiktaş’ın, sessiz ve derinden sürdürdüğü transfer ataklarında Robinho’ya tam 20 milyon Pound önerdiğini duydum...
İstekli ve ısrarlıymışlar...
Bernd Schuster, Bobo ve Nobre ile yetinemeyeceklerini söylerken, mutlaka bir santrfor transfer edilmesini istemiş...
Tercihan da Robinho!
20 milyon Pound’un 46 milyon TL’ye denk geldiğini, benim açımdan bir çılgınlık ifade ettiğini söylemeliyim...
Hadi bunu çok akıllıca bulup şık bir şöhretle zinciri tamamlamak istiyorlar diyelim...
Yine de bu Robinho işinde çekinceşlerim var...
Kısa kariyer öyküsüne baktığımda Robinho’nun da tıpkı Batistuta, Veron, Ortega, Riquelme gibi, “Avrupa’da mutlu olamayan Latin Amerikalı yıldızlar”dan biri olduğunu düşündüm...
Beşiktaş’ın bu parayı nereden bulacağı önemli değil, Robinho gelirse Avrupa’da aradığı mutluluğu Türkiye’de bulacak mı?
Gol sorunlarına çare olacak mı?
Real Madrid’in, Manchester City’nin çuvalla para verip mutlu edemediği Robinho’yu biz neyle mutlu edeceğiz?
Bu rüzgarın dinmesini bekliyorum...
Bana göre Beşiktaş golü sosyalleştirip tek santrforun ayaklarına değil, hücum oyuncularının tamamına bağlayabilir skor arayışını...
O yüzden gaza gelmemek, biraz durup düşünmek gerekiyor!

(Yorum sırasında aldığımız bilgilere göre her yorum kullanıcının kendisini bağlar. Yorum yapanların avatarları yazdığınız emaile göre gravatar.com dan çekilmektedir. siz de avatarınızın çıkmasını istiyorsanız, gravatar'a kayıt olun)

Serdar Bilican
13.10.2010

Pascal Nouma
07.10.2010

75 milyon dolarla neler yapılacak ve de yapılmalı...
Atıf Keçeci
06.10.2010

Itır Esen
06.10.2010

Basri Baykoç
05.10.2010

Uğur Meleke
04.10.2010
© Tüm Hakları Saklıdır 2009-2010 MedyaBJK

![]()
