Laf çok, icraat yok

"Gaziantep yenilgisini Galatasaray derbisinde telafi edeceğiz. Rakiplerimiz kritik maçlara çıkacaklar. Durumu o zaman daha net göreceğiz". Mustafa Denizli'nin Gaziantep maçı sonrası açıklamaları bunlar. İki gün önce de, "Beşiktaş bu ligin tayin edicisidir. Beşiktaş ne derse o olur" diye bir demeç vermiş.

Kara Kartal geçen sezondan bu yana hep arayı açmama veya telafi maçları oynuyor. Önündeki rakiplerini yakalamak için kan- ter içinde kalıyor. Bu arada taraftarları da tribünde cehennem azabı yaşıyor. Be mübarek, bir kere de öne geçip, şöyle doludizgin gitsen, arkandaki rakiplerine tepeden baksan ve de taraftarını kahretmesen olmaz mı? Rakiplerin, puan kaybetme olasılığıyla sürdürülen bir yarış. Hep beklemede bir durum.

Her şeyi bir kenara bıraktık, nerede futbol keyfi? Bunu düşünen tek kişi yok. Kısır çekişmeler, yavan gösteriler, skora odaklanmış tablolar. İbrahim Üzülmez, son yenilgiyi "birlik beraberlik yoktu" şeklinde yorumluyor. Denizli, "Kötü oynadık", ikinci başkan Metin Keçeli de "Kötü değil, rezil oynadık" diyor.

Takımın merkez komutasındaki 3 isim şikâyet ediyor. Peki, kimi kime şikâyet ediyorsunuz? Şikâyetçi olan taraftar ve şikâyetleri dikkate alacak, durumu düzeltecek olanlar da sizler değil misiniz?

Eskiden tek dert gol atamamaktı. Şimdi buna bir de bol bol gol yemek eklendi. Maşallah (!) son 8 resmi maçta tam 14 gol yemişler. Bravo, muazzam bir iş başarmışlar! Bu sezonun her kulvardaki toplam bilânçosu ise şöyle: 30 maçta 12 galibiyet, 12 yenilgi ve 6 beraberlik. Beşiktaş için gerçekten rezil bir tablo.

Rakamlar yalan söylemez. Beşiktaşlı, takımından memnun değil, şikâyetçi. Yol gittikçe kısalıyor. Bundan sonra işin telafisi olmaz. "Beşiktaş, ligin belirleyicisi olacak" lafı da ne demek? Beşiktaşlı, şampiyonu belirleyici değil, şampiyon olmak ister. Lafları bırakalım, icraata bakalım.

Ah Nonda ah Baros!

Galiba bizim sevgili Tanburacı'nın dileği gerçekleşecek. Galatasaray, zorunluluktan da olsa Atletico Madrid karşısına 4-6-0 dizilişiyle çıkacak. Eh, plansız, programsız işlerin sonu işte budur. Haydi gel de bir kez daha, "Nonda gönderilir miydi?" deme gereğini duyma.

Gerçi Galatasaray için şu anda 4-6-0'ın dışında başka alternatifler de var. Ancak, bu alternatiflerin bu güne dek pek fazla işe yaramadığı da gerçek. Arda'nın nokta santrfor olmadığı kanıtlandı. Dos Santos yetersiz kaldı. Şimdi bir de Keita denemesi gündemde. Onun da ne yapacağı bilmece.

Rakip, Atletico Madrid. İki ayaklı maçlarda deplasmanda atılacak gol büyük avantaj. Ancak gol, golcülerin işi. En ileride olup, o topu tutmak, geriden gelenlere yol açmak, zaman tanımak, ver kaç için duvar olmak, vücudu kullanmak, hava kontrolünü sağlamak, dönüp vurmak ayrı bir uzmanlık alanı. Baros sakat, Jo yasaklı, Nonda gönderildi. Nasıl olacak ve o son noktada oynama hünerini hangi Galatasaraylı gösterecek? 4-6-0 benimsenirse karşı kalede ne kadar etkili olunabilecek? Keita, Elano, Santos, Arda usta oyuncular, yetenekli ayaklar. Kendi bölgelerinde büyük işler yapıyorlar. Rijkaard bu dar zaman diliminde acaba bu dörtlüden nasıl bir ofansif zenginlik çıkaracak?

Atletico Madrid'in geçtiğimiz hafta sonunda Barcelona'yı yenmesi gözlerde fazla büyütülmesin. Zaman zaman bu tür futbol kazaları olabilir. Cimbom, santrforlu da santrforsuz da olsa rakibini saf dışı bırakacak güce ve kaliteye sahip. Biz sadece "Ah bir de Baros veya Nonda olsaydı" diyoruz.

Manisa'da senlik var!

Laf atma, sataşma ve küfür kültürümüz her geçen gün gelişiyor! Bu kez Manisa'da şenlik vardı! Maçın bitiminde 2 gol atan İsaac, her halde hakeme "Canım, gülüm" demedi ve her halde bu nedenle kırmızı kart görmedi.

Soyunma odalarının koridorlarında da hakemlere karşı nazik yaklaşımlarda bulunulmuş, hatırları sorulmuş (!) Ne güzel, ev sahipliği işte böyle olur!

Protokol tribününde de örnek (!) davranışlar sergilenmiş. Aziz Başkan'a laf atılmış. Başkan, yanıt vermiş. Başkanın kardeşi Ali Yıldırım, sinirlenmiş. Manisa Valisi, bu laf düellosunun ortasında kalmış. Manisaspor Başkanı, durumu düzeltmek için çırpınmış.

Benzer olayları defalarca yaşadık, bundan sonra da yaşayacağız. Nedir, ne oluyor, topluca akıl kaybına mı uğradık? Anormal bir hiddet, tepki. Sağduyu yerlerde. Suçlamalar peş peşe. Baş kurban hakemler. Önce onların kelleleri isteniyor.

Hakemlerle ilgili saldırılar, daha sonraki maçlar için yatırım olarak görülüyor ve sözüm ona şu mesaj veriliyor; "Yakarım ha!". Bu arada Futbol Federasyonu da uyarılıyor, "Bana göndereceğin hakemin kulağını çek" deniyor.

Federasyon bu sese kulak verse de vermese de feryat eden takımın, bir hafta sonraki maçına giden hakem ister istemez etkileniyor. Çığırtkan kulüp de böylece amacına ulaşmış oluyor. Pis bir çark bu. Dişlileri kırmazsak hep beraber un ufak oluruz.

Davulun sesi!

Nobre günah keçisi oldu. "Gaziantep maçında vay nasıl o golleri kaçırırsın?" Haftalarca, aylarca kulübede otur, bazı maçlarda son 15-20 dakika oyuna gir ve sonra "Neden takımı kurtaramadın?" sorusu ile baş başa kal. Dünyanın en kolay işi, suçlamaktır. Bir de gel sen onu Nobre ve Nobre konumunda olan oyunculara sor. Uzaktan davulun sesi hoş gelir. İşin içine girdin mi, işte o zaman görürsün, o gollerin nasıl kaçırıldığını.

İkisi de kral!

Pek çok Fenerbahçeli, Semih ve Güiza'yı beğenmiyor. Hatta "Satın gitsin" diyenler bile var. Neymiş, çok uygun pozisyonlarda bile son vuruşu yapamıyorlarmış. Ha ha ha!

Güiza, Manisaspor maçında yoktu. Şimdi soruyorum, Güiza Manisa maçında aranmadı mı? Hele hele Güiza son yarım saatte Semih ile beraber oynasaydı acaba Fenerbahçe'nin gol gücü ikiye katlanmaz ve çok kolay bir galibiyetle İstanbul'a dönülmez miydi?

Futbolda en zor iş gol atmaktır. Semih, Güiza bu işin uzmanları ve de kralları. Fenerbahçe bu iki futbolcunun kıymetini bilmeli.

 

Sanlı Sarıalioğlu / Yeni Şafak

  • Yorum Yaz
  • Yorumlar


Ben yorum yazdıktan sonra bu habere yorum geldiğinde beni haberdar et
(tüm alanların doldurulması zorunludur)

(Yorum sırasında aldığımız bilgilere göre her yorum kullanıcının kendisini bağlar. Yorum yapanların avatarları yazdığınız emaile göre gravatar.com dan çekilmektedir. siz de avatarınızın çıkmasını istiyorsanız, gravatar'a kayıt olun)

  • Beşiktaş Yazarları
  • 1
  • 2
  • 3