Turgay Demirel'den futbol dersi

12 Dev Adamın destansı galibiyetleri ile Dünya Şampiyonasında göğsümüz kabarıyor...

Kabul etmemiz gerekir ki, başarıyı seven bir ülkeyiz...   

Başarı ile doğru orantılı şekilde ilgi yükselişe geçiyor...

Öyle ki daha şimdiden Amerika ile finalde oynadık. Ve kazandık...

Bilen de bilmeyen de böyle düşünüyor...

Egomuz inanılmaz yüksek...   

Başarı çok önemli ama bir talihsizlik olursa bu çocukların hakkı da yenmemeli...

**  

Daha şimdiden tarih yazan Dev Adamlar, basketbolumuzda bir devrimi gerçekleştirdi...

Bu işin alimleri sürekli bunu dile getiriyor...

Nedir bu devrim...

'Ekol'

Her hangi bir spor müsabakası izlerken zaman zaman imreniriz, özel ülkelerin bir ekolü vardır...

Spiker dillendirir, bizimde aklımıza şu soru gelir "bizim neden bir ekolümüz yok?"...

Bunu sadece basketbol ile özdeşleştirmeyin, şuan gündem 12 Dev Adam olsa bile ülkemizin bir numaralı gerçeği "endüstriyel" futboldur...

Bir numaralı gerçek olduğunu anlamak için; destan yazan 12 Dev Adamın kaptanına kulak verin...

Slovenya maçı bitmiş Hido haykırıyor, "bu çocuklar maddi, manevi her türlü desteği hak ediyor"...

Hafta arası uçağa sığ(a)mayan dev adamlardan, onları sahanın neredeyse ortasından izlemeye gelen futbol takımını karşılaştırın...

Arada dağlar kadar destek farkı var...

Fransa maçı ise vehametin boyutlarını daha da arttırıyor!

Ersan rakip potaya üçlük yolluyor, kameralar futbol takımında!

Sinan top çalıyor, biz Servet ne tepki vermiş ona bakıyoruz!

Maç bitti, neredeyse Sabri sahaya girip tribünlere üçlü çektirecekti!

Dev adamlarımız kendi başarılarında bile futbol takımının gölgesinde eziliyor!

Tam tersi olsaydı, basketbol takımına bu kadar ilgi oluyor muydu?

Tabii ki hayır!

İkisi de bizim milli takımımız...

Tek fark; biri futbol diğeri basketbol...

O yüzden kabul etmemiz gerekir ki ülkemizin bir numaralı gerçeği futboldur!

Kantarımızı bir türlü eşit ayarlayamıyoruz...

Böyle olmasında günü birlik medyanın ve izleyenlerin payı çok büyük. Şampiyona sonrası inşallah basketbola olan destek daha fazla artar ve kalıcı olmayı başarır!

Gelelim asıl konumuz olan ekole...

Başarıların geçici olmaması için, önemli olan devamlılık yaratabilmek...

Basketbol Milli Takımımız turnuva boyunca yaptığı müthiş savunma ile bir tarz yaratmış durumda...

2001'de ülkemizde düzenlenen Avrupa Şampiyonasında benzer bir başarı yakaladık, ama o dönem biraz daha farklı oynuyorduk...

Seyirci desteği ve bireysel beceriler turnuva boyunca ön planda olmuştu...

Hep bir şeyler eksikti...

Zaten ilerleyen yıllarda eksikliği gördük!

2001 jenerasyonunun potansiyelini kullanamadık...

Şimdi ise çok farkılıyız...

Hem de 2001'deki seyirci desteğinin üçte biri olmasına rağmen!

Tanjeviç ülke basketboluna öğrettiği savunma ile üzerine düşeni fazlasıyla yaptı...

Dikkatli izleyenler bilir, tüm maçlarda savunmayı hep 6 kişi yapıyoruz...

Tanjeviç, yerinde duramıyor. Ve sürekli olarak 6. adam olarak savunmaya dahil oluyor!

Planlamayı yapan herkesin katkısının çok büyük olduğuna eminim, yalnız herşeyin bitmediğinin de farkına varmak lazım...

Muhtemelen turnuva sona erdiğinde basketbola olan ilgi üç dört katına çıkacak...

Yaratılan bu enerji, basketbol eğitim merkezlerinde Tanjeviç'in bize öğrettiği şekilde devam ettirilmeli...

Turgay Demirel bu işe büyük hemek harcadı...

Acımasızca eleştirildiği inatlarının sonunda daha turnuva bitmeden başarıyı yakaladı...

Peşini kolay kolay bırakmamalı...

**

Şimdi geçelim Turgay Demirel'in verdiği derse...

Hiddink geldiği günden itibaren tartıştığımız konu nedir?

Önümüze koyulan hedefler...

Yaratılmaya çalışılan bir ekol yok...

Milli takıma yeni bir oyuncu seçilecekse, kemik kadrodan biri sakatlanacak ya da kamuoyu baskısı ile seçilecek...

Bakınız; Ömer!

Amaç maç kazanmak ve turnuvaya katılmak!

Peki ya ilerleyen yıllar ne olacak?

Belirsiz...

Her zaman gurur duyduğumuz Ümit Milli Futbol Takımımız, Gürcistan'a yenilmiş grubundan kalifiye olamamış...

Kimin umurunda!

Gerçekleri saklayamazsınız!

Hiddink'in suçu var mı?

O aramızdaki en masum isim, çünkü ondan istenen sadece bu!

Ben bir Türk evladı olarak, Turgay Demirel'in Tanjeviç'e emanet ettiği gibi bir sistem yaratılsın isterdim!

Sıradanlaşan futbol düşüncemiz; katılmayı başarı sayan, katılmadığında dünyası başına yıkılan, vatan millet Sakarya ile sahaya çıkan gaz ülkesi olmak bize yakışmıyor...

1996'da ilk kez Avrupa Şampiyonasına katıldık...

2000'de Çeyrek Final oynadık...

2002'de Dünya Üçüncüsü olduk...

2008'de Yarı Final oynadık...

Sonuç?

Halen futbolumuzu bir yere koyamıyoruz ve tartışıyoruz...

Çünkü T.F.F.'nin bizlere sunduğu vizyon bunu gerektiriyor...

Tam anlamıyla kaos!

Turgay Demirel'in verdiği dersi iyi çalışmak lazım, başta Mahmut Özgener olmak üzere herkes kendine gerekli payı çıkartırsa, futbolumuzda da bir ekol yaratmamız zor olmaz!

Umarım tez zamanda akıllar başlara toplanır!

Yoksa ne mi olur?

Belçika'nın 10 kişi kalmasını bekler, Almanya'nın arkasında ikinciliği başarı görür, en iyi ikincilerden biri olmayı temenni ederek rakiplerimiz neler yapmış onu takip ederiz!

Fatih Kaya / Hürriyet

  • Yorum Yaz
  • Yorumlar


Ben yorum yazdıktan sonra bu habere yorum geldiğinde beni haberdar et
(tüm alanların doldurulması zorunludur)

(Yorum sırasında aldığımız bilgilere göre her yorum kullanıcının kendisini bağlar. Yorum yapanların avatarları yazdığınız emaile göre gravatar.com dan çekilmektedir. siz de avatarınızın çıkmasını istiyorsanız, gravatar'a kayıt olun)

  • Beşiktaş Yazarları
  • 1
  • 2
  • 3